Beyin çalışmasıyla insanın psikolojik özellikleri ortaya çıkar. Beyin çalışma bozuklukları sonucu psikiyatrik hastalıklar gelişir.
Beyin ön bölge çalışma özellikleri kişiye özgüdür. Diğer beyin bölgeleri duygu, düşünce ve davranış bilgilerini, beyin ön bölgesinin farklı yorumlarıyla depolar. Farklı bilgi depolama özellikleri, çalışmalarında da farklılıklar yaratır. Bu farklılıklar, akıl ve kişilik özelliklerinin bireyler arasındaki çeşitliliğini sağlar.
Diğer bir deyişle beynin anahtarı, beyin ön bölgesidir1,2. Beyine giren ve çıkan bilgilerin kodları burada çözülerek diğer bölgelere dağılır. Allostaz sistemi üzerinde ve diğer beyin bölgeleri üzerindeki kontrol etkisiyle beyin ön bölgesi, insan psikolojisinin ve psikiyatri biliminin temel ilgi alanı olma durumundadır.
Korku, hayatta kalma içgüdüsünün sağladığı bir özelliktir. İnsanlarda, hayvanlardan farklı olarak korkunun duygu ve davranış özellikleri öğrenilir ve bellekte o şekilde yer alır. Korkunun ifade edilmesinde beyin ön bölgesi ile birlikte amigdala ve hipokampus adı verilen bölgeler öncelikle görev alır. Hipokampus beyinde belleğin ana merkezidir. Amigdala için duyguların belleği denebilir. Diğer bir değişle psikiyatrinin fizyopatolojik özellikleri; beyin ön bölgesi, amigdala ve hipokampus üçgeni içinde yer alır. Bu üçgende, bellek yapımında bilgi akışı beyin ön bölgesinden amigdala ve hipokampusa doğru olur. Kayıt şiddet özellikleri beyin ön bölgesi tarafından belirlenir3.
Örneğin, annesinin köpekten korktuğunu gören çocuk, belleğine köpeği tehdit olarak kaydedecek ve sonraki karşılaşmalarında köpek tehdit olarak algılanacaktır. Bellekte kayıtlar ayrıntılı olarak işlenir. Duygular amigdala bölgesiyle, hareketler bazal ganglion bölgesiyle eş zamanlı olarak hipokampusa kayıt edilir. Köpekle tekrar karşılaşma durumunda beyin ön bölgesinin bu bölgelerle olan bilgi alışverişi sonucu gösterilecek tepki ortaya çıkar. Burada, çocuğun beyin ön bölgesinin özellikleri önemlidir. Bu bölgenin amigdala üzerine "durdurucu" etkisi vardır. Eğer beyin ön bölgesi tepki verildiği anda duyarlı ise ya da önceki amigdala kayıtları şiddetli ise, her iki koşulda durdurucu özellik zayıflayacağından, korku tepkilerinde aşırılık olacaktır.4-7
SPECT, PET, fMRI gibi beyin metabolik etkinliklerini gösteren tekniklerin klinik araştırmalarda kullanılmasıyla klasik psikolojik ve psikiyatrik bilgilerin değiştiği görülmektedir. Beynin bellek bölümünün sadece hipokampus olmadığı ve duygusal beyin özelliklerinin sadece limbik sistemde (özellikle amigdala) sınırlı olmadığı anlaşılmaktadır. Limbik sistem kaynaklı duygu ve davranış özelikleri, beyin ön bölgesi tarafından bastırılarak kontrol edilir 8,9 . Hipokampus ve amigdalanın etkisinde ortaya çıkan değişim, beyin ön bölgesi tarafından algılanır ve gerekli regülasyon (düzenleme-ayar) sağlanır10. Ayrıca limbik sistemin örneğin bazal ganglionlarla olan ilişkileri beyin ön bölgesi tarafından da düzenlenir11. Panik atak, depresyon, anksiyete bozuklukları gibi psikiyatrik hastalıkların ortak fizyopatolojik özelliği; artmış amigdala etkinliği ve azalmış beyin ön bölgesi ile hipokampus etkinliğidir. Panik atak ve sinirsel atakların oluşumunda, beyin ön bölgesinin amigdala ve beyin sapı üzerindeki durdurucu özelliklerinde azalma olduğu bilinmektedir12 Yaygın anksiyete bozukluğunda, erişkinlerde amigdala üzerindeki beyin ön bölge modülasyonunun azaldığı, çocuklarda ise beyin ön bölge gelişimi henüz tamamlanmadığından modülasyon sağlanamadığı gözlenmiştir13. Duygulanım (afektif) bozukluklarında, limbik sistemin bir parçası olarak kabul edilen ve beyin ön bölgesinin orta-arka bölümünde yerleşen ön singulat girusun beyin ön bölgesi tarafından etkin hale getirildiği bildirilmiş14.
Travma sonrası stres bozukluğunda gelişen HPA yolun anormal etkinliği (allostaz) ve duygusal anormalliğin beyin ön bölgesi tarafından kontrol edildiği gösterilmiş15,16.
Anksiyetenin fiziksel belirtilerinin ortaya çıkması üzerinde amigdalanın çok az etkili olduğu17, amigdalanın bu özelliğinin beyin ön bölgesi tarafından regüle edildiği bildirilmişç18 Depresyonda artmış amigdala ve azalmış beyin ön bölge etkinliğinin temel fizyopatolojik gösterge olduğu belirtiliyor19.
Depresyon hastalarında beyin ön bölgesi duyarlılık gelişimi, ön singulat girusta amigdalaya benzer biçimde, hiperaktivasyon (etkinliğinde artış) olarak ifade edilmiştir.20,21
Menapoz sonrası depresyon olgularında beyin ön bölgesinin metabolik açıdan en çok etkilenen bölge olduğu belirtiliyor22.
Obsesif kompulsif bozuklukta, beyin ön bölgesi singulat girusta artmış metabolik duyarlılık var iken, şizofreni de azalmış metabolik özellikler gözlenmiştir.23
İntihar olgularında beyin ön bölgesi (ön singulat girus) disfonksiyonu (artmış duyarlılık) olduğu belirtilmiş24.
Ölmüş olan şizofreni, obsesif-kompulsif bozukluk ve depresyon hastalarının beyin hücreleri incelenmiş ve en büyük yıkımın beyin ön bölgesinde olduğu saptanmış.25
Psikiyatrik hastalıklarda sıkça görülen anormal hormonal düzeylerin, beyin ön bölgesinin kontrolünde olan hipotalamus-hipofiz bezini anormal etkinliği olduğu bildirilmiştir.26,27
Kısaca, beyin ön bölgesinin limbik sistem üzerindeki baskılayıcı etkisi, psikiyatrik hastalıkların gelişiminde önemli rol oynuyor. Başka bir değişle psikiyatrik tablonun ortaya çıkması için beyin ön bölgesiyle limbik sistem ilişkilerinin bozulması gerekiyor28
Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalarda görüldüğü üzere, psikiyatri hastalıklarında sorunun sıklıkla beyin ön bölgesinin düzenleyici ya da baskıcı etkisinde azalma sonucu ortaya çıktığını belirtiyor. Beyin ön bölgesi ile ilişkide olan kimi yapılar, ilaç tedavilerine yanıt vermekte ancak “kalıcı” iyilik hali sağlamada çoğunlukla başarısız olmaktadır. Kalıcı iyilik hali için beyin ön bölgesinin çalışma özellikleri bakımından“değişimi”gerekir. İlaçların ise çoğunlukla limbik sistem yapıları üzerine baskılayıcı etkisi olmaktadır. Diğer bir değişle ilaçlar, kullanıldıkları süre içinde beyin ön bölgesinin görevini üstlenmeye çalışırlar.
Depresyon, şizofreni gibi hastalıklarda kullanılan ilaçların limbik sistem üzerine etkili olduğu bildirilmiştir. İlaçların limbik sistem yapıları üzerinde plastisite özelliğini arttırdığını göstermektedir. Beyin ön bölgesi için yayınlar çok az sayıda olup limbik sisteme göre düşük derecede plastisite özelliği sağlanabildiği bildirilmiştir29.
Gerçek psikiyatri tedavisi, psikanaliz ile olasıdır. Çünkü psikanaliz, beyin ön bölge ve limbik sistem duyarlılığını düzeltebilen bir yöntemdir.28,29
Prof. Dr. Orhan Öztürk, psikanaliz ve psikoterapi adlı kitabında konuyla ilgili görüşlerini şöyle ifade ediyor.
Psikanaliz, hiç olmazsa ülkemizde birçok yerde ve kişilerce, bilerek, bilmeyerek, yanlış tanınmakta ya da tanıtılmaktadır. Çoğu kez, konuşma ile yapılan her türlü psikoterapiye yanlış olarak "psikanaliz" adı verilmektedir. Klasik psikanaliz özel yöntem ve çok yoğun çalışma gerektiren bir psikoterapi türüdür. Psikanalistin özel eğitim görmesi, kendisinin eğitim için psikanalizden geçmesi gerekir. Ruh hastaları ya da ruhsal sorunları olan kişiler arasında ancak özel bir kesime uygulanabilir. Tedavi süresi yılları kapsayabilen bir uzunluktadır. Hasta, haftada en az iki, ortalama üç dört kez sağaltım saatlerine gelmelidir.
Başarılı bir psikanaliz ile insanın yeniden ve arınmış bir şekilde tekrar dünyaya geldiğini söylemek abartılı olsada yanlış olmayacaktır.
Psikiyatri, tıbbın belki de uygulanabilir en zor bilim dalıdır. Çünkü hem verileri hem de değerlendirmeleri subjektiftir, soyuttur. Bu zorluk, objektif tanı yöntemleriyle aşılabilir.
Beyin çalışma özelliklerini değerlendirebilen yöntemler psikiyatri uygulayıcılarına objektif veriler sunar. Beyin çalışma anormallikleri sonucu gelişen ruhsal hastalıkları, SPECT adı verilen ve beyin metabolizmasını değerlendiren objektif tanı yöntemleriyle ortaya koyan psikiyatri uzmanı Dr. Amen, deneyimlerini bir kitapta toplamıştır.( Images of Human Behavior - A Brain SPECT Atlas)
PET ve fonksiyonel MRI, beyin metabolizma özelliklerini inceleyen diğer yöntemlerdir. QEEG (kantitatif elektroensefalografi) beyin çalışmasıyla ilgili doğrudan bilgi veren bir yöntemdir. Optik topografik yöntemler ve NIRS ölçümleri ile beyin kortesinin kan akım değerleri ölçülebilmektedir. Bu yöntemlerin pratikte uygulanabilir olması için, klinik bilgileri çok güçlü olan teknisyenlerin çalışıyor olması gerekmektedir. Beyin yapılarının özellikleri ve bu yapıların etkinliklerinin nasıl artırılması gerektiği çok iyi bilinmesi gerekir. Diğer taraftan tetkiki isteyen hekimin beyin çalışma özeliklerini çok iyi bilmesi gerekir. Kısaca, beyin metabolik özelliklerinin değerlendirilmesi, sadece yatarak, pasif halde çekimi yapılan diğer yöntemlerden farklıdır. Teknisyenin yönlendirmesi ile hastanın istenen komutlara uyarak katılımın sağlanması zorunludur.
QEEG, beyin çalışma özelliklerini değerlendiren bir yöntemdir. Diğer yöntemlerden en önemli farkı, “kişiye özel” sonuçlarıdır. Milyarlarca hücrenin kurduğu trilyonlarca bağlantının çalışma özellikleri, her beyinde farklı sonuçlar doğuracağından her kişinin QEEG sonucuda kişiye özel olacaktır.
Tanı koyma ve konulan tanıyı sınıflama anlayışında olan, hastadan daha çok hastalığı önemseyen anlayış tarzı, QEEG sonuçlarıyla çelişiyor. Her ne kadar, kimi QEEG programlarının beyin dalga gücünün yoğunluğuna ve yerleşimine göre saptadığı tanı değerleri olsada her beynin deneyimlerle kazanılmış kendine özel çalışma yöntemleri olduğunu düşüncesiyle, her QEEG sonucunu benzersiz olduğunu kabul etmek gerekiyor. Çünkü her beyin benzersizdir ve QEEG benzersizliği ölçen, kişiye özel bir yöntemdir.
QEEG; hastalık yoktur, hasta vardır söyleminin bir ispatıdır.
Kaynaklar
1. Orbitofrontal cortex: A key prefrontal region for encoding information Michael Petrides PNAS July 18, 2000 vol. 97 no. 15 8723-8727
2. Direct evidence for a prefrontal contribution to the control of proactive interference in verbal working memory PNAS December 19, 2006 vol. 103 no. 51 19530-19534
3. The Journal of Neuroscience, June 23, 2004, 24(25):5704-5710 Consolidation of Fear Extinction Requires Protein Synthesis in the Medial Prefrontal Cortex Edwin Santini
4. Prefrontal Control of the Amygdala Ekaterina Likhtik et al The Journal of Neuroscience, August 10, 2005, 25(32):7429-7437
5. Learn. Mem. 2004 11: 525-535Francisco Sotres-Bayon, David E.A. Bush and Joseph E. Ledoux Interactions in Fear Extinction Emotional Perseveration: An Update on Prefrontal-Amygdala
6. The Journal of Neuroscience, March 15, 2001, 21(6):2067–2074The Primate Amygdala Mediates Acute Fear But Not the Behavioral And Physiological Components of Anxious Temperament Ned H. Kalin et al
7. The Prefrontal Cortex and Flexible Behavior Helen Barbas The Neuroscientist, Vol. 13, No. 5, 532-545 (2007)
8. Resting brain perfusion in social anxiety disorder: A voxel-wise whole brain comparison with healthy control subjects. Prog Neuropsychopharmacol Biol Psychiatry. 2008 Jul 1;32(5):1251-6
9. Convergence and Interaction of Hippocampal and Amygdalar Projections within the Prefrontal Cortex in the Rat Akinori Ishikawa and Shoji Nakamura The Journal of Neuroscience, November 5, 2003, 23(31):9987-9995
10. A connectionist approach to the prefrontal cortex DR Weinberger J Neuropsychiatry Clin Neurosci 1993; 5:241-253
11. Mitchell, Ian. Domestic violence and panic attacks - common neural mechanisms. J Legal and Criminological Psychology, Volume 11, Number 2, September 2006 , pp. 267-282
12. Amygdala and Ventrolateral Prefrontal Cortex Activation to Masked Angry Faces in Children and Adolescents With Generalized Anxiety Disorder Christopher S. Monk Arch Gen Psychiatry. 2008;65(5):568-576
13. Dissociable prefrontal brain systems for attention and emotion PNAS August 20, 2002 vol. 99 no. 17 11447-11451
14. Paralimbic and medial prefrontal cortical involvement in neuroendocrine responses to traumatic stimuli. Am J Psychiatry. 2007 Aug;164(8):1250-8
15. Measures of prefrontal system dysfunction in posttraumatic stress disorder. brain Cogn. 2001 Feb;45(1):64-78
16. Does the amygdala modulate adaptation to repeated stress? Neuroscience. 2004;126(1):9-19
17. The Prefrontal Cortex Regulates Lateral Amygdala Neuronal Plasticity and Responses to Previously Conditioned Stimuli J. Amiel Rosenkranz et al The Journal of Neuroscience, December 3, 2003, 23(35):11054-11064
18. The evolution of the cognitive model of depression and its neurobiological correlates. Am J Psychiatry. 2008 Aug;165(8):969-77
19. Henrik Walter. Increased left prefrontal activation in patients with unipolardepression: An event-related, parametric, performance-controlled fmrı study Journal of Affective Disorders (2006) [Epub ahead of print]
20. Matsuo K. Prefrontal hyperactivation during working memory task in untreated individuals with major depressive disorder Mol. Psychiatry (2007) Feb;12(2):158-66
21. Reduced frontal perfusion in depressed postmenopausal women: a SPECT study with WCST. Maturitas. 2008 Jan 20;59(1):83-90
22. Michael Y. Hwang, Clinical and Neuropsychological Profiles of Obsessive-Compulsive Schizophrenia J Neuropsychiatry Clin Neurosci 12:91-94, February 2000 A Pilot Study
23. Prefrontal cortex dysfunction in patients with suicidal behavior. Psychol Med. 2007 Mar;37(3):411-9
24. K Sawada et al. Altered immunoreactivity of complexin protein in prefrontal cortex in severe mental illness Moleculer psychiatry2002, Volume 7, Number 5, Pages 484-492
25. Asa SL, et al. The role of hypothalamic hormones in the pathogenesis of pituitary adenomas. Pathol Res Pract. 1991 Jun;187(5):581-3
26. Michael WeitznerNeuropsychiatry and Pituitary Disease: An Overview Psychotherapy and Psychosomatics 1998;67:125-132
27. Neuropsychopharmacology (2007) 32, 1490–1503 Chronic Social Stress Inhibits Cell Proliferation in the Adult Medial Prefrontal Cortex: Hemispheric Asymmetry and Reversal by Fluoxetine Treatment Boldizsár Czéh et al
28. Watt, D.F. (1990). Higher cortical functions and the ego; Explorations of the boundary between behavioral neurology, neuropsychology and psychoanalysis. Psychoanalytic Psychology, 7: 487-527.
29. Eric R. Kandel, Biology and the Future of Psychoanalysis: A New Intellectual Framework for Psychiatry Revisited Am J Psychiatry 156:505-524, April 1999
YORUMLAR