Ülke sevgisi, gelenekler, görenekler gibi ortak olan duygu, düşünce ve davranışlar, toplumlarında bir beyin ön bölgeleri olduğunun ifadesidir.
Beyin ön bölge özelliklerini gözden geçirecek olursak;
Geleceğe ait öngörüsü olmayan bir toplum özelliğimizi; seçim aralarına sıkıştırılmış ulusal yönetim programları ve çevre bilincinin gelişmemiş olmasıyla,
Dikkati sürdürme zorluğu, sabırsız ve motivasyon eksikliği özelliklerimizi; az okuyan bir toplum olmamızla,
Gene sabırsız, hoşgörüsü az, dikkat eksikliği özelliklerimizi; trafik sorunlarıyla,
Hatalardan ders çıkartamama özelliğimizi; afetlere duyarlı şehir yapılaşmasıyla,
Sorumluluk özelliği zayıf olan bireylerin oluşturduğu toplum özelliğimizi de hemen tüm sorunlarımızla açıklayabiliriz.
Az okuyoruz, tutumlu değiliz, adam sendeciyiz, öz kaynaklarımızın ve gücümüzün farkında değiliz, taklitçiyiz, yaratıcı özelliğimiz az...
Görevi angarya gören, kraldan çok kralcı, kurallara uyumsuz, disiplinsizliği maharet sayan, mangalda kül bırakmayan, yeteri kadar çalışmayan, kolay dolduruşa gelen, saygısı az bir toplumuz.
İyi yönlerimiz yok mu? Elbette var ama konumuz sorunları ortaya koymak. Asıl ilginç olan konu; sayılan bu kötü yönlerimizi birbirimize, iyi yönlerimizi yabancılara göstermemizdir.
Deyimler ve Atasözlerimiz, diğer ülkelerin sahip olamadığı kadar çok ve çeşitli! Neden bu kadar zengin hiç düşündünüz mü?
Çünkü, Türk Ulusu olarak her zaman uyarı ve öğüte ihtiyacımız olmuş. Üstün özelliklerimizden biri olan bilgelik, ihtiyaç duyduğumuz atasözlerimizin her devirde ortaya çıkmasını ve yaşamasını sağlamış.
Uyarı ve öğütlere bu denli ihtiyaç göstermemizin pek çok tarihi, coğrafik, kültürel nedeni olabilir.
Birde beşikte sallayarak, kafa darbecikleriyle, bebek büyütme geleneğimiz…
Sonuç olarak, Ulusça; beyin ön bölgelerimizin artan duyarlı çalışma özellikleri nedeniyle çıkarlarımızı iyi koruyamadığımız, gelecekte olabilecek sorunları önceden saptayıp çözüm üretemediğimiz gerekçeleriyle, her zaman uyarı ve öğüte ihtiyacımızın olduğu bir gerçektir.
YORUMLAR