Yaşantımız boyunca sürekli yaptığımız bir beyin egzersizi vardır, "öğrenmek". Örneğin, şeker yiyen çocuğun beyin ön bölgesi, şekerin uyarcı özelliğini öğrenir ve duyarlılığın arttığı durumlarda, şeker yeme isteği yaratarak bunu alışkanlık haline getirebilir. Davranışlar, etkilere verilen tepkiler, beslenme özellikleri ve yaşantımızı etkileyen pek çok özellik beyin tarafından öğrenilir ve yeri geldiğinde kullanılarak değerlendirilir.
Beynin öğrenme özelliği kullanılarak, ona doğru çalışma biçimi öğretilebilir mi?
Bisikleti sürmeyi, yüzmeyi öğrenen beyin, kazandığı bu özellikleri ömür boyu unutmuyor. Aynı yöntem ile beyin, yanlış öğrendiklerini düzeltebilir mi? Bu soruların yanıtı nöroterapi yöntemiyle bulunuyor.
Nöroterapi Geçmişi
1924 yılında Hans Berger, bir çift elektrot ile ilk EEG kayıtlamasını gerçekleştirdi. 1932'de G.Dietsch, adı sonradan QEEG olan ilk dalga analiz yöntemini uyguladı. 1968 yılında Joe Kamiya, alfa dalga gücünün (amplitüd) istemli olarak kontrol edilebileceğini ve anksiyete bozukluklarında faydalı olabileceğini bildiren çalışması yayınlandı. İlk nöroterapi uygulaması olan bu yayın, kimi bilim çevrelerini etkileyerek yöntemin yaygınlaşmasını sağladı.
Günümüz nöroterapi uygulamalarının yaygın ve etkili bir yöntem olmasını sağlayan çalışmaları, 1970'li yıllarda Barry Sterman ve Joel F Lubar gerçekleştirmiştir. İki kulağı birleştiren hayali çizginin altında kalan beyin bölgesi sensorimotor korteks adıyla anılır. Buradan yapılan kayıtlamalarda 12-15 Hz. arasında kalan beyin dalgalarına sensorimotor ritim (SMR) adı verilir. Anılan iki bilim adamı, SMR gücünü arttırıcı nöroterapi yöntemini kedi ve maymunlara uygulamışlar ve hayvanların epilepsi nöbetlerine karşı daha dayanıklı olduklarını göstermişlerdir. Ardından uygulamayı epilepsi hastalarında yapmışlar, nöbet sıklığında ve ilaç dozunda azalmalar gözlemişlerdir.
Bu başarı çalışmaların ardından yapılan daha geniş çalışmalar sonucu ilaçlara dirençli epilepsi hastalarının nöbet sayılarında ortalama %70 azalma gözlenmiş. Lubar, 10 yıl boyunca uyguladığı dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu çalışmalarında %80 başarı sağlamıştır.
Nöroterapi, 1980'li yıllardan sonra dünyaya yayılmış ve kendi içinde çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Halen onlarca farklı nöroterapi cihazı üreten firma, yaygın olarak kullanılan 5 ayrı QEEG programı, 2 adet kabul edilmiş bilimsel yayın organı, 3 ayrı bilimsel dernek, 4 ayrı grubun gerçekleştirdiği uluslararası kongreleriyle yaygınlığı gün geçtikçe artan bir tedavi yöntemi olmuştur.
Uygulama Yöntemleri
Nöroterapi 30 dk. süren seanslar halinde uygulanır. Haftada en az 4, en fazla 18 seans uygulanabilir. Seans sayısı QEEG sonucuna göre belirlenir. Kimi özel durumlarda seans sayısının önemi olmayıp sürekli seans halinde terapi verilebilir. Örneğin 15 aylık; başını tutamayan, kol ve bacaklarında istemli hareketi olmayan, cisimleri takip etmekte zorlanan, gelişme geriliği olan bir çocuğa günde 4-8 saat nöroterapi uygulanabilir.
Nöroterapi aletine bağlı olan 3 ya da 5 adet elektrot kafaya bağlanarak sürekli kayıt sağlanır. Aletin diğer ucu bilgisayardadır. Çalışılan bölgenin ölçümleri bir grafik ya da animasyon halinde kişiye monitörde gösterilir. Beyin dalgalarının hareketine göre animasyon hareket eder. Olması gereken dalga hareketine en yakın değer "eşik" olarak belirlenir ve eşik değer yakalandığında aletten çıkan ses, olumlu geri besleme (pozitif feedback) olarak beyni telkin eder. Saptanan eşik değer, beynin gösterdiği başarıya göre her seans başında ya da seans sırasında tekrar ayarlanabilir. Eşik değer normal çalışma düzenine geldiğinde beynin normal çalışma düzenini öğrendiği görülür. QEEG çekimi tekrarında seansların başarısı takip edilir. (QEEG takibi ile 2 ayrı tedavi örneği; 1a nöroterapi öncesi, 1b sonrası; Şekil 2a öncesi 2b sonrası)
Diğer bir nöroterapi yöntemi HEG'dir (hemoensefalografi). Optik topografi cihazının taşınabilir versiyonu gibidir. Amacı, başa bağlanan bandın içinde yer alan kızılötesi ışın kaynağı (NIRS) ile beyin ön bölge kanlanmasını ölçerek arttırmaktır. Bu yöntemde de geri besleme özelliği kullanılır. Seanslar ile artan kanlanma oranı, metabolizma ürünlerinin daha hızlı biçimde uzaklaştırılmasını sağlayacak, daha çok oksijen ve gerekli maddelerin ulaştırılması ile beyin ön bölge hücrelerinin daha etkin çalışması sağlanacaktır.
Güncel Nöroterapi
Amerika Birleşik Devletlerinde başlayan ilk nöroterapi uygulamaları, 30 yıldan bu yana nöroloji, psikiyatrist ve psikologlar tarafından birçok ülkede ilgi görmektedir. QEEG öncülüğünde uygulanan nöroterapinin yan etkisi yoktur. Teorik olarak beyin çalışma bozukluğu gösteren ya da QEEG sonucunda anormallik saptanan her olguda uygulanabilir. Epilepsi, migren, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, şizofreni, kronik yorgunluk sendromu, fibromiyalji sendromu, otizm, depresyon, Parkinson, anksiyete bozuklukları (panik atak, obsesif konpulsif bozukluklar, travma sonrası stres bozukluğu vb.), Alzheimer hastalığı gibi nörolojik ve psikiyatrik hastalıklarda yapılan ve yayınlanan başarılı çalışmalar bulunmaktadır.
NASA'da astronot ve pilotların dikkatlerini arttırmak için, iş ve okul performansı arttırmada, müzisyenler de performans arttırmak için kullanılmış, başarılı sonuçlar alınmıştır. Halen dünyanın hemen her ülkesinde uygulanmaktadır. Kimi uygulayıcılar sadece nöroterapi yapmakta, diğer hekimler tedavi yöntemlerine nöroterapiyi de eklemektedir. NASA'nın nöroterapiye gösterdiği ilgi, yaygınlaşmasında önemli etkisi olmuştur.
Nöroterapi, beyin çalışma duyarlılıklarını düzeltebilen bilimsel bir yöntemdir. Dışarıdan hastaya herhangi bir uyarı verilmez. Uygulama sırasında ağrı hissedilmez. Aşırı sinirli, dikkati dağınık, uykusuzluk çeken, baş ağrıları olan kişinin nöroterapiden çok fayda gördüğü ve bu yakınmalarına eşlik eden hipertansiyon ve kan şekeri sorunlarının da düzelebildiği görülmektedir. Çünkü nöroterapi ile beyin ön bölge duyarlılığı azaltılarak, hem beynin hem de vücudun daha iyi kontrolü sağlanabilmektedir.
Çin atasözünde belirtildiği gibi; aç olana balık verme, balık tutmayı öğret
Nöroterapi yönteminde aç olan beyin hücrelerine nasıl balık tutması gerektiği öğretilir.
Beyin çalışma bozukluklarıyla ortaya çıkan hastalıklar, öğrenme modelli tedavi yöntemleriyle düzeltilerek, kalıcı etkiler sağlanabilir.
YORUMLAR