Allostaz nedeniyle oluşan hücresel düzeydeki çalışma bozuklukları, genetik yapıyı etkileyerek, temel hücre çalışmasını bozar. Dokuların bozulmasıyla gelişen hastalıkların nedeni allostaz mekanizmasıdır.
Allostaz belirtileri
- Kan basıncı (tansiyon) artar.
- Kalp hızı artar.
- Solunum hızı ve kapasitesi artar.
- Depo şekeri yakılır.
- Kan şekeri artar.
- Barsak hareketliliği azalır.
- Kanda LDL kolesterol düzeyi artar.
- Hemoglobin şeker düzeyi artar.
- 12 saatlik idrarda kortizol düzeyi artar.
- 12 saatlik idrarda adrenalin ve noradrenalin düzeyi artar.
- Kanda DHEA sülfat düzeyi azalır.
- Kanda HDL kolesterol düzeyi azalır.
Herhangi bir yakınma sonucu istenen tetkiklerde görülen anormallikler, allostaz nedeniyle oluşan durumun belirtileridir. Bu değerler, vücudun çalışma bozukluğu hakkında genel bilgiler verir.
Hipotalamus etkinliğinde olan değişiklikler (allostaz), dokularda yapısal bozulmanın başlaması için gerekli ortamı sağlar. Damarların tıkanması ya da damar sertliği gelişimini örnek olarak inceleyelim.
Kalp krizi (miyokart enfarktüsü) ve beyin krizi (inme) sonrası gelişen inme gibi hastalıkların oluşması için damar sertliğinin önceden gelişmesi gerekir. Damarın iç yüzeyi endotel denilen bir tabaka ile kaplıdır. Bu tabakanın altında ince bir boşluk bulunur. Onunda altında kalın bir düz kas tabakası vardır. Damarın tıkanabilmesi için öncelikle damar iç yüzey yapısının bozulması gerekir.
Damar yüzeyini koruyan 2 madde vardır. PGI 2 (prostasiklin) ve NO (nitrik oksit). Her iki madde damar iç yüzeyinde yapılır ve etkilerini hem burada hem de içine girdikleri düz kas tabakasında gösterirler. Her iki maddenin damar iç yüzeyi koruyucu, pıhtılaşmayı önleyici, damarları genişletici ve damar düz kas yapısını koruyucu görevleri vardır.
Damarlarda bulunan kaslar, hipotalamustan aldıkları sinirsel ve hormonal emirler sonucu kasılıp gevşeyerek (tansiyonun artması ve azalması) kan akımının normal akışını sağlamaya çalışır. Allostaz durumunda normalden daha çok gerçekleşen bu işlem, damar koruyucu özellikleri olan maddelerin yapımını etkiler ve damarları duyarlı hale getirir. Damar tıkacı ya da damar sertliği (atheroskleroz) durumunda, serbest radikaller adı verilen vücut metabolizma ürünleri, duyarlı hale gelen damar iç yüzeyinden PGI 2 ve NO salgılanmasını azaltarak duyarlılığı daha da arttırır. Bunun sonucu damar iç yüzeyine, kanda bulunan ve asıl görevi doku koruyucu özelliği olan maddeler (sitokinler: monosit ve makrofaj) yapışır ve damar içine girer. Kanda bulunan ve kolesterol taşıyan LDL, serbest radikallerin etkisiyle oksitlenir ve makrofajlarla birlikte, kalsiyumla birleşerek damar içine girer. Ayrıca kanda doku harabiyeti ön faktörleri artar (MCP 1, TNF alfa, VCAM 1). Kolesterolün tıkaç içine girme nedenlerinden biri de, allostaz etkisiyle artan insülin ve kortizol’ün yağ depolama üzerine olan arttırıcı etkisidir.
Allostaz etkisiyle gelişen kan basıncı anormallikleri, serbest radikallerin ortamdan uzaklaştırılamaması ve kolesterol yüksekliği, vücut işleyişinde var olan bir sorunun göstergesidirler. Vücudumuz iyi yönetilememekte ve uygun gıdalar alınmamaktadır. Hastalık belirtileri başlamadan önce oluşan allostaz, geriye döndürülebilir bir durumdur. Bu nedenle tedaviler, allostaz üzerine kurulu olmalıdır.
Hipotalamustan çıkan farklı yolların farklı çalışma yöntemleri sonucu, farklı yakınmalar ortaya çıkar. Örneğin, sadece sinirsel yolların etkin olması durumu astım kriziyle ya da astımla ilgisi olmayan ancak aynı mekanizma ile gelişen nefes darlığıyla sonuçlanabilir1,2. Burada işleyen allostaz, birikimler sonucu gelişen vücudun çalışma sorunlarından değil, doğrudan beyin ön bölge duyarlılığında artış olması sonucu, kısa süreli gelişmiştir. Ayrıca allostaz etkisiyle etkilenen bağışıklık sistemi, astım krizlerinin oluşumunu kolaylaştırır.
Tabloda stres ile gelişen allostaz ve hastalıkların oluşum yolu görülüyor.

Hipotalamusun Sinirsel Kontrol Sistemi→
Kaynaklar
1. Stress, Adaptation, and Disease: Allostasis and Allostatic loadbs Mcewan Annals of the New York Academy of Sciences, Vol. 840, No. 1. (1998), pp. 33-44
2. Eur Respir J 2003; 22:574-575 Evaluating the effects of stress on asthma: a paradoxical challenge M.D. Klinnert
YORUMLAR